Nefes kesici bir doğa: Isparta

Erişilmez görünen yalçın kayalar. Sarp yamaçların üzerinde, başka bir dünyaya aitmiş gibi görünen ağaçlar. Yeşilin tonlarına bürünmüş göller. Isparta, parmak ısırtacak doğal güzellikleriyle davetkar. İsmine aşinalığımız, Türkiye’nin yakın dönem siyasi tarihinin en önemli figürlerinden Süleyman Demirel’in memleketi olmasından elbette. Havaalanından üniversitesine, hatta doğup büyüdüğü İslamköy’deki külliye ve müzesine kadar, pek çok yerde Demirel ismi karşınıza çıkıyor. Isparta’nın öne çıkan bir başka özelliği ise ‘asker kenti’ oluşu. Haber bültenlerinde ismini sık sık duyduğumuz Isparta Eğirdir Dağ Komando Okulu, kentin kültürüne damga vurmuş.

Isparta, bugün dünyanın en önemli gül merkezlerinden biri. Günlük 360 ton gül çiçeği işleyen Gülbirlik, parfüm ve kosmetik sektörünün pahalı hammaddelerinden gül yağı üretiminde, dünyanın en büyük üretici ve ihracatçı kuruluşu. Kent merkezindeki turistik butiklere uğrayıp, gül kokulu kozmetik ürünlerinden almayı ihmal etmeyin.

Isparta’da halıcılık ise, bölgeye yerleştirilen Türk oymakları ile başlamış. Bu oymakların dokunduğu kalın ve tüylü Türkmen halıları, yüzyıllar boyunca gelenekselliğini korumuş. Ancak son dönemde, batılı halı tüccarlarının değişen talepleri ve makine halısına olan ilgi nedeniyle, gelenek etkisini sürdürememiş.

Deniz seviyesinden bin metre yükseklikteki Eğirdir, 517 kilometrekarelik yüzölçümüyle Türkiye’nin en büyük dördüncü gölü. Eğirdir tren istasyonunun altında yer alan Altınkum Plajı, adı gibi bir kuma sahip. Buraya, 1988 yılında mavi bayrak verilmiş. Gölde dalış, su kayağı ve yelken gibi birçok spor faaliyetine katılabilirsiniz.

Yazın botanikçilerin, dağcıların, yamaç paraşütcülerinin, trekkingcilerin ve futbol takımlarının gözdesi Davras Dağı, kışın kayak merkezi olarak öne çıkıyor. Eğirdir ve Kovada gölleri arasında yükselen ve Isparta Ovası’nı kuşatan dağlardan Davras’ta,  şimdilik dört farklı tesis var. Bölgedeki en büyük yatak kapasitesi, dört yıldızlı Sirene Davras Otel’e ait. İsperia Davras Oteli, Davras Evleri Pansiyonu ve Süleyman Demirel Üniversitesi Eğitim ve Uygulama Oteli de, bölgedeki diğer konaklama alternatifleri.

Ne yenir?

Elbette fırın kebabı! 18. yüzyıl başlarında Isparta’da yaşayan Rumlar, özel fırınlarda erkeç (üç yaşında büyük erkek keçi) etinden kebap yapmaya başlar. O tarihten itibaren, fırın kebabı Ispartalıların vazgeçemediği bir lezzet oldu. Kebap, günümüzde yalnızca erkeç etinden değil, kuzu, koyun, oğlak etlerinden de yapılıyor. Kekik, şalba, çiğdem gibi bitkilerin hoş kokusu ve aroması kebaba işliyor. Kebap, is ve alevi olmayan, özel meşe odunu ve çalı kökleriyle yakılan ateşte pişiriliyor.

Mutlaka görün!

- Eğirdir, Kovada ve Gölcük Gölleri
- Kızıldağ Milli Parkı
- Gölcük ve Yazılı Kanyon Tabiat Parkı
- Aksu Zindan Mağarası
- Yalvaç Pisidia Antiokheia Antik Kenti
- Sütçüler Adada Antik Kenti

Facebook Twitter Linkedin Digg Delicious Reddit Friendfeed Stumbleupon Tumblr Posterous Email


Nefes kesici bir doğa: Isparta

Benzer yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>